29 Ağustos 2013
I'M PEACE
Peace - our cosmic rule
Peace - our heart rule
Peace - our nature
How can we feel it
at any moment...
28 Ağustos 2013
Barış Yaşamın Doğası
Doğa öğretiyor barışı
Kozmostaki sonsuz döngü öğretiyor
Ve kalp atışından bedene yayılan ritim öğretiyor...
Barış yaşamın doğası!
ah insanlığın kaderini yönlendirenler
Doğanızı hissettirmenin yolu var mı...
16 Ağustos 2013
Bilim Sevgiyi Keşfediyor!

Doğuda ona ‘Bhakti’ diyorlar!
Her şeye yürekten bakıyorlar
Bütünlüğü, Birliği görüp
Her varlığı seviyorlar.
Ve batıda Kuantum Fiziğinde
Yürekleri kabartan bir şey fark ediyorlar:
Kozmos atomun içinde
Atom Kozmosun içinde: Hepsi Bir, her şey Bir!
Biliyorlar mı ki buna
Doğuda ‘Bhakti’ diyorlar!
Ve işte belki de
Bilim sevgiyi keşfediyor.
1 Ağustos 2013
15 Temmuz 2013
İnsanlığın Sevgi Meşalesi
İsmimiz ne olsa da
Anne diye çağırırlar bizi
Belki bundandır
Gezinin acılı ana yüreklerinde atar kalbimiz
birlikte ağlarız orada ve birlikte susarız
dinleriz evreni
bir umut seslerini duyarız diye...
Ey Anne! Ey Kadın!
Binlerce yıllık insanlık tarihine inat
Yakabilir miyiz İnsanlığın Sevgi Meşalesini?
Başarabilir miyiz tam şimdi?
Öyle harlı ateşi olur ki aydınlatır yeri göğü
Değil savaşa, kimse cesaret edemez onun ışığında kine, öfkeye...
Kimse cesaret edemez barışın güzelliğini gölgelemeye
Sıçrayan korlar bile coşkuyla yanar durur kararmaz asla...
Söyle Anne!
Hatırlatabilir miyiz her ırktan, her dinden, her dilden çocuklarımıza,
Birinin diğerinden ayrı olmadığını
Herkesin Dünya Annenin yavruları olduğunu...
Yakabilir miyiz İnsanlığın Sevgi Meşalesini!
Artık zamanı gelmedi mi!
Anne diye çağırırlar bizi
Belki bundandır
Gezinin acılı ana yüreklerinde atar kalbimiz
birlikte ağlarız orada ve birlikte susarız
dinleriz evreni
bir umut seslerini duyarız diye...
Ey Anne! Ey Kadın!
Binlerce yıllık insanlık tarihine inat
Yakabilir miyiz İnsanlığın Sevgi Meşalesini?
Başarabilir miyiz tam şimdi?
Öyle harlı ateşi olur ki aydınlatır yeri göğü
Değil savaşa, kimse cesaret edemez onun ışığında kine, öfkeye...
Kimse cesaret edemez barışın güzelliğini gölgelemeye
Sıçrayan korlar bile coşkuyla yanar durur kararmaz asla...
Söyle Anne!
Hatırlatabilir miyiz her ırktan, her dinden, her dilden çocuklarımıza,
Birinin diğerinden ayrı olmadığını
Herkesin Dünya Annenin yavruları olduğunu...
Yakabilir miyiz İnsanlığın Sevgi Meşalesini!
Artık zamanı gelmedi mi!
25 Mart 2013
Tagore'dan
Çöl kuşu olan kalbim, semalarını gözlerinde buldu.
Onlar sabahın beşiğidir, onlar yıldızların hükümdarlığıdır.
Onların derinliklerinde şarkılarım kaybolur.
O semalarda, o ıssız sonsuzluk içinde, bırak ne olur, kanat açıp yükseleyim.
Bırak ne olur, bulutlarını yarıp, güneşinin ışığında kanat açayım.
R.Tagore
8 Mart 2013
Hayalimce Varım
“ama hayaller
koklanamıyor,
duyulamıyor,
görülemiyor,
tadılamıyor,
dokunulamıyor tanrıçam.”
“Ya hayalleri sevmeyi denesek
Coşup kabarmaz mı yürekten
Duyuların ötesinden
Damla damla
dünyaya...”
15 Şubat 2013
Ben O'yum
Ben sevmeye geldim bu gezegene
Hepsini almaya içime
Almak mümkün olamazsa
Evren ile yek olup bütünleşmeye...
28 Aralık 2012
ANKA ve Uzaylı Kaplumbağanın Hikayeleri
Seana ve Ejderha Uçurtması
Anka uzay gemisi ve Uzaylı
Kaplumbağa bulutlar arasında süzülürken aynı zamanda şakalaşıp gökyüzüne dolu
dolu kahkahalar fırlatıyorlardı. Bu eğlenceli hallerini gören kuşlar Anka’nın
etrafında uçuşuyor ve onlara coşkulu ötüşlerle eşlik ediyorlardı.
Birden yanlarında diğerlerinden
farklı görünen bir kuş belirdi. Kartala benzeyen bu kuş çok büyük olduğu için
diğer bütün kuşların ürküp kaçışmasına neden oldu.
Uzaylı Kaplumbağa biraz daha
dikkatli bakınca kuş görünümlü bu şeyin ipin ucuna takılı bir uçurtma olduğunu
farketti. Anka ile birlikte ipi takip etmeye başladılar. Bir süre sonra
yemyeşil kırların ortasında onlarca çocuğun beraberce uçurtmalar uçurduğunu
gördüler. Çocuklardan biri koşarak ve heyecan içinde bağırarak kendilerine
doğru geliyordu. Saçları rüzgarda dalgalanarak koşan bu kişi Seana idi!
Birbirlerini ne de çok
özlemişlerdi... Seana ve Uzaylı Kaplumbağa sımsıkı kucaklaştılar.
Seana göklerde süzülen rengarenk
uçurtmaları göstererek “Bak Uzaylı Kaplumbağa, biz uçurtma uçuruyoruz. Ne kadar
güzel değil mi?” dedi.
“Harikasınız, ne güzel uçurtmalar
yapmışsınız siz böyle!” diye yanıtladı Uzaylı Kaplumbağa.
Bir anda şaşırıverdi Seana, “Ama
bunları biz yapmadık ki... Herkes kendi uçurtmasını kırtasiyeden veya oyuncakçıdan
satın aldı.”
Uzaylı Kaplumbağanın yüzündeki
gülümseme kocaman bir gülücüğe dönüştü: “Bir fikrim var Seana, hadi sizlerle
birlikte uçurtmalar yapalım.”
“Ama ben hiç uçurtma yapmadım
ki...” dedi, sesi umutsuzca çıkmıştı.
Üzülüp telaşlanmaya başlayan
Seana’ya karşılık Uzaylı Kaplumbağa daha heyecanlı bir gülümseme ile bakıyordu
dostunun gözlerine...
“Daha önce yapmış olman
gerekmiyor, hayal etmen yeter Seana’cım. Hayal edebildiğin herşeyi
başarabilirsin!”
Dostunun bu söylemi karşısında
Seana çok sevindi ve coşkuyla bağırdı: “Haydi o zaman, yapalım!”
Bütün çocuklar toplandılar, Uzaylı
Kaplumbağa Anka’dan çıkardığı uçurtma çıtaları ile rengarenk kağıtları ve ipleri
çocuklara dağıttı. Önce renkli kağıdın uçurtma çıtası üzerine nasıl
kaplanacağını anlattı. Sonra kuyruğu uçurtmanın arkasına takmanın denge için ne
kadar önemli olduğunu uzun uzun ve detaylı detaylı açıkladı. En sonunda da
iplerin uçurtmanın hangi noktalarına bağlanmasının uygun olacağını gösterdi.
Sonra da “Haydi çocuklar, şimdi
uçurtmalarınızı hayal edin! Kim ne hayal ederse onu yapıyoruz!” diye haykırdı.
Çocuklar zıplayıp sevinç çığlıkları attılar. Küçük bir kız çocuğu Uzaylı Kaplumbağanın
yanına geldi ve uğurböceği şeklinde uçurtma yapmak istediğini söyledi. Birlikte
kıpkırmızı renkli kağıttan kocaman bir gövde kestiler. Siyah ve büyük benekleri
uğur böceğinin üzerine birbir yapıştırdılar. Önüne iki minik anten takıp bir de
kuyruğu yapıştırınca çok sevimli bir uğur böceği ortaya çıktı. Küçük kız çok heyecanlandı,
uçurtmaya ipleri de bağladıktan sonra ipinden tutarak hızla koşmaya başladı. Uğur böceği
uçurtması, yüzünde sevimli gülümseme ile göklerde özgürce dolaşmaya başladı.
Diğer çocuklar da Uzaylı
Kaplumbağa’nın yardımıyla uçurtmalar yaptılar. Uğurböceğinin yanısıra, uçak, martı,
kaz, köpekbalığı, denizanası, araba, kelebek, gemi şeklinde çeşit çeşit ve
rengarenk uçurtmalar yapmayı öğrendiler. Uçurtmasını tamamlayan her çocuk
arkadaşları gibi çılgınca koşmaya başlıyor ve aynı zamanda uçurtması da gökyüzündeki
renk cümbüşüne katılıyordu.
Sıra Seana’ya geldiğinde, Uzaylı
Kaplumbağa nasıl bir uçurtma hayal ettiğini ona da sordu. Seana “Ejderha
uçurtması!” deyince her ikisi de çok heyecanlandılar. Öncelikle iri başına göre
minicik dişleri olan yeşil bir ejderha yapıp bunu çıtanın üzerine gerdiler.
Seana tırtıklı kuyruğu yapmak için kağıdı makasla keserken iyice
sabırsızlanmaya başlamıştı. Kuyruğunu takıp ipi de bağlayarak uçurtmayı
tamamladılar. Seana sevinçle “Yaşasın! Hayal ettiğim ejderhayı birlikte
yaptığımız için çok mutluyum! Çok teşekkür ederim.” Deyip kaplumbağanın boynuna
sarıldı. Bir yandan da elindeki uçurtmayı heyecanla sallıyordu.
İşte tam o anda uçurtma elinden
kaçıverdi ve ejderha uçurtması büyük bir hızla uçup bulutların arasında kayboluverdi.
Seana çılgınca ağlamaya başladı, o kadar emek verdiği uçurtma bir anda
parmaklarının arasından kayıp gidivermişti.
Uzaylı Kaplumbağa çevik bir
hareketle Anka uzay gemisine bindi ve uçurtmaya doğru uçtu. Rüzgar olduğu için hızla
sürüklenen uçurtmanın peşinden gitmek oldukça uzun zaman aldı. Uzaylı
Kaplumbağa Seana’nın hala ağladığını düşünüp üzüldü. Bu düşüncenin etkisiyle Anka’nın
hızını artırınca, ejderha uçurtmasını yakalamayı da başardılar.
Uçurtmayı yakalayıp Seana’nın
olduğu yere geri döndüklerinde onu, kalan malzemelerden yeni bir ejderha
uçurtması yaparken buldular. Uçurtmayı çabucak tamamlayıp Uzaylı Kaplumbağaya uzattı.
Uzaylı Kaplumbağa şaşkınlıkla
Seana’ya baktı, çok teşekkür etti. Seana ”Anka’ya ve sana güvenim sonsuz Uzaylı
Kaplumbağacım. Sizi uçurtmaya doğru uçarken gördüğümde, ejderhayı bana
getireceğinize çok emindim. Hemen ağlamaktan vazgeçtim ve ben de size bir
sürpriz hazırlayarak teşekkür etmek istedim!”
Seana ve Uzaylı Kaplumbağa
Anka’ya bindiler. Ejderhalarını önce göklere, sonra da yıldızlara doğru uçururken kahkahaları güneşi bile
gülümsetiyordu.
13 Aralık 2012
Anka ve Seana'nın Maceraları
ANKA uzay gemisi yıldızlar arasında dolaşıyordu. Bir yıldızdan bir başkasına uçarken kanatlarından uçuşan rengarek ışıklar yıldızları gıdıklıyor ve gülümsetiyordu.
ANKA uzay gemisi aynı zamanda Uzaylı Kamplumbağa’nın eviydi.
Uzaylı Kamlumbağa uçmayı ve parıldayan yıldızları çok severdi.
Bir zaman Uzaylı Kaplumbağa Dünya’nın yanından geçiyordu.
Yıldızlar gibi parıldamadığı halde Dünya çok güzel ve sevimli görünüyordu.
Kendi bir yıldız olmadığı halde bu kadar sevgi dolu görünen
Dünya’yı merak eden Uzaylı Kaplumbağa Dünya’ya gitmeye karar verdi. Anka’dan
Dünya’ya gitmelerini rica etti. Böylece Anka uzay gemisi rotasını Dünya’nın
göklerine çevirdi.
ANKA uzay gemisi yıldız gibi kayarak yeryüzüne indi. İndiği
yer minik Seana’nın evinin balkonuydu.
Seana Anka’yı görünce çok heyecanlandı, hiç böyle sevimli ve
güzel birşey görmemişti. Uzaylı kaplumbağa içinden çıktı ve kocaman
gülümseyerek Seana’ya baktı, “Dünya’da ne güzel çocuklar var, demek güzelliği
ondan...” diye düşündü.
“Merhaba sevimli arkadaşım”
“Merhaba” dedi Seana, “Bugün benim doğumgünüm, doğumgünümü
birlikte kutlayabilir miyiz?”
“Evet, elbette doğum gününü birlikte kutlarsak çok
sevinirim.” Diye yanıtladı uzaylı kaplumbağa.
“Keşke benim doğum günüme yunus balığı, dinazor ve ejderha
da katılabilseydi...”
Çok şaşırdı Uzaylı Kaplumbağa “İstersen uzay gemisiyle gidip
onları getirebiliriz!”
Bu fikre çok sevinen Seana ve Uzaylı Kaplumbağa birlikte
uzay gemisine bindiler.
Anka onları koca okyanusun ortasına indirdi. Uzaylı
kaplumbağa ile Seana geminin üzerine çıktılar ve etrafı seyredaldılar. Okyanus
öyle büyük, öyle derin görünüyordu ki içleri huzur doldu.
Tam etrafta hiçkimsenin olmadığını düşünüyorlardı ki, bir
yunus üzerinde minik bebek yunusla zıplaya zıplaya onlara doğru yaklaştı.
Yunuslara “Merhaba” dediler.
“Merhaba” diye yanıtlayan anne yunus balığı bir taraftan
yükselip suyun üstünde atlamaya ve bebeğini eğlendirmeye devam ediyordu.
Seana “Bugün benim doğum günüm, bizimle birlikte kutlamak
ister misiniz?” diye sordu.
Hep bir ağızdan “Elbette!”diye bağırdılar.
Yunuslar içinde kocaman renkli bir akvaryum olan Anka’nın
içine girdiler. Anne yunus bebeği ile oynamaya devam ederken Uzaylı Kaplumbağa
ve Seana Anka’nın birbirlerine bakıp kucaklaştılar ve Anka’dan dinazorlar
çağına gitmesini istediler.
Dinazor Çağı’nda kah uzun boylu, kah kısacık boylu, kah uçan
kah koşan, kah yemek yiyen kah oynayan birçok dinazor vardı.
Dinazorlardan biri ile arkadaş oldular. Birlikte koştular,
oyunlar oynadılar, ona ellerinden ot yedirdiler. Hem Seana ve hem de Uzaylı Kaplumbağa
onu çok sevdi. Bu sırada ağacın arkasında saklanıp onları hayranlıkla seyreden
minik ejderhayı farketmediler.
Seana “Bugün benim doğum günüm, bizimle birlikte kutlamak
ister misin?” diye sordu.
Dinazor coşkuyla “Elbette!”diye haykırdı.
Dinazor
ülkesinden ayrılmak üzere iken bir ağacın arkasına saklanmış minik ejderha
peşlerinden koşup onlara yetişti, “Hey çocuklar, ben de sizinle gelip doğum
günü kutlamasına katılabilir miyim? Ben de sizinle oynamak istiyorum.”
Uzaylı kaplumbağa, Seana, dinazor, yunuslar hep birlikte ve
sevinçle “Elbette!” diye bağırdılar.
Birlikte çok büyük bir pasta hazırladılar. Seana yumurtaları
kırdı, yunuslar şekeri, unu, sütü ve diğer tüm malzemeleri kattı, uzaylı
kaplumbağa malzemeleri çırptı, ejderha ağzından çıkan kocaman bir alevle
pastayı pişirdi. Dinazor ise pastaya mumları dizdi.
İşte pasta hazırdı!
Ejderha ağzından çıkan minik alevlerle bu defa pastanın
mumlarını yakıverdi.
Sonra hep beraber şarkı söyleyip bağırmaya başladılar: “İyi
ki doğdun Seana! İyi doğdun Seana! İyi ki doğdun, iyi ki doğdun, iyi ki doğdun
Seana!” ve şarkı bitince el çırpmaya yerlerinde hoplamaya ve dans etmeye
başladılar.
Seana çok mutluydu, “İyi ki varsınız dostlarım, siz
dostlarım doğum günümün en değerli hediyelerisiniz!” dedi ve dostlarıyla
kucaklaştı.
Uzaylı kaplumbağa bir sürprizleri daha olduğunu söyleyerek
Anka’dan yıldızlara uçmasını rica etti. Anka uzay gemisi yıldızlar arasında
gezerken Seana, ejderha, dinazor ve yunuslar yıldızların ve kozmosun
güzelliğini seyredaldılar.
Ertesi sabah Seana sıcacık yatağında uyandı ve “teşekkür
ederim uzaylı kaplumbağa, teşekkür ederim Anka, teşekkür ederim dostlarım, bana
harika bir doğum günü yaşattınız! İyi ki vardınız!” diyerek gülümsedi.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







