3 Aralık 2010
İntihar
Durma dostum
O noktada durma…
Çünkü noktalar
Dönüşüyorlar girdaba
Hep aynı açıdan bakınca…
Bir an bakıversen karşıya
Hayatın yalın tablosuna...
Ve gülümsese sana
Milyon yıldır sessiz Dünya,
Dur dese yaşamında bir defa…
O noktada durma…
Çünkü noktalar
Dönüşüyorlar girdaba
Hep aynı açıdan bakınca…
Bir an bakıversen karşıya
Hayatın yalın tablosuna...
Ve gülümsese sana
Milyon yıldır sessiz Dünya,
Dur dese yaşamında bir defa…
1 Aralık 2010
26 Kasım 2010
Yağmur Yağıyor
Sanatçıyı sarhoş eder…
Ve dikkatle seyreder İlham
İçine çeker her bir anı
Yutar devrilen her damlayı…
Filmin sonunda adam
Sağanakta sırılsıklam,
İçmekten sarhoş olmuş İlham
Ve ortada bir bebek
Bağırarak ağlar.
Yıllar
Zamana bırak diyorsun…
Yılların hep aynı monotonlukla doğup
Hep aynı yoldan geçme
Ve hep aynı sıradanlıkla ölme
Ve ardı ardına öylece dizilme yetenekleri var.
Bunu unutuyorsun.
Yılların hep aynı monotonlukla doğup
Hep aynı yoldan geçme
Ve hep aynı sıradanlıkla ölme
Ve ardı ardına öylece dizilme yetenekleri var.
Bunu unutuyorsun.
Ağaç
Bir ağaç olsaydım
Hep aynı toprağın kokusu
Hep aynı mekanın tozu
Beni de ırgalamaz mıydı ki…
Ben de ağaç gibi
Coşkuyla büyümenin
Serpilmenin görkemini
Zamanla dostane yaşayabilir miydim?
Bir ağacın özgürlüğünü paylaşabilir miyim ki…
Hep aynı toprağın kokusu
Hep aynı mekanın tozu
Beni de ırgalamaz mıydı ki…
Ben de ağaç gibi
Coşkuyla büyümenin
Serpilmenin görkemini
Zamanla dostane yaşayabilir miydim?
Bir ağacın özgürlüğünü paylaşabilir miyim ki…
23 Kasım 2010
Rodin’in Beethoven’ı Üzerine
Dolaşır Beethoven’ın yüzünde
İçindeki güneşin titrek
Ve yakıcı elleri...
‘Yarat, yarat!’ diye gürler…
Onlarca yüzyıl öteye
Sıçrayan minik kıvılcım
Rodinin avuçlarında çakar…
‘Yarat, yarat!’ diye inler…
Ve doğar heykel:
Gösterir serpilişi,
En yüce eserleri
Harlayan yaratıcılığı sergiler…
10 Kasım 2010
Dünyanın Yıldızları
Sonsuza bakar gecenin penceresi
Bir yıldız solur hızlıca, naiftir nefesi…
Bilirim, bu noktacık yıldız güneşten iri…
Ama kendi bilmez değerini.
Dünyaya bakar Kozmosun bir penceresi
İnsanoğlu solur üzerinde, sessizdir nefesi…
Nokta nokta gönüller pırıldar yıldız gibi…
Ama unutur çoğu zaman kendi kıymetini…
Bir yıldız solur hızlıca, naiftir nefesi…
Bilirim, bu noktacık yıldız güneşten iri…
Ama kendi bilmez değerini.
Dünyaya bakar Kozmosun bir penceresi
İnsanoğlu solur üzerinde, sessizdir nefesi…
Nokta nokta gönüller pırıldar yıldız gibi…
Ama unutur çoğu zaman kendi kıymetini…
8 Kasım 2010
Nostalji -1
Gökyüzü sevinç
Bir o kadar sonsuz
Sonsuzluk huzur
Bir o kadar karanlık
Karanlık gece güzel
Yalnızken bir o kadar karanlık…
İlk şiirim – sene 1996, yaş 16
Bir o kadar sonsuz
Sonsuzluk huzur
Bir o kadar karanlık
Karanlık gece güzel
Yalnızken bir o kadar karanlık…
İlk şiirim – sene 1996, yaş 16
Nostalji – 2
KALANLARIN ÇAĞRISI
Yazın ortasında
Duygular mı erimiş şehrimde?
Dağın kucağındaki denizim
Niye öpmüyorsun kıyısından insanımı?
Bakma sen insanın insana yaptığına
Buhranlı şehrin taze kül parıltılarını seçemeyen,
Çığlıklarını duyamayan Dünyanın
Saracak yerde sarsan dostların
Ve sevgililerin
Böyle unutup gitmeye bir sebebi varmış…
Birbirlerinin kafasına basarak
Dünyadan uzaya en üstten bakmaya çalışan
Bu akıllı ve bencil yaratıkların görmek istediği
Yalnız, zengin ve en son ölmekse
Sir Newton’un cevabı kesin:
En dıştaki önce savruluyor!
Kısaca Denizim işte bu yüzden diyorum ki;
Sen yine de bize olan sabrını
Coşmadan gösterme!
1998
Yazın ortasında
Duygular mı erimiş şehrimde?
Dağın kucağındaki denizim
Niye öpmüyorsun kıyısından insanımı?
Bakma sen insanın insana yaptığına
Buhranlı şehrin taze kül parıltılarını seçemeyen,
Çığlıklarını duyamayan Dünyanın
Saracak yerde sarsan dostların
Ve sevgililerin
Böyle unutup gitmeye bir sebebi varmış…
Birbirlerinin kafasına basarak
Dünyadan uzaya en üstten bakmaya çalışan
Bu akıllı ve bencil yaratıkların görmek istediği
Yalnız, zengin ve en son ölmekse
Sir Newton’un cevabı kesin:
En dıştaki önce savruluyor!
Kısaca Denizim işte bu yüzden diyorum ki;
Sen yine de bize olan sabrını
Coşmadan gösterme!
1998
Nostalji - 3
BİR EZGİ
Notaların rüzgarıyla savaşarak yürüyoruz
Önce ‘do’ çarpıyor yüzüme
Dost acısı ritminde
Bir yerlerden: belki gözlerimden
Veya söylenildiği gibi gökyüzünden
Seyrediyor beni
Ve bir ‘si’ süzülüyor yanağımdan
Piyanonun ‘la’ tuşuna düşüyor.
Evsiz çocukların sesini duyuyorum
Yağmurun evlerden dışlanması gibi…
Yalnızlığın küçük ‘fa’ faslından
Büyük bir yıkıma uzanıyor şehir
Şehrimin insanını tanıyamıyorum
Yalnızlığımızın kör kuyusuna mı düştü
‘sol anahtarı’…
Paylaştıklarımızın kapalı kapısını
Ancak ‘re’nin kancası aralayacak:
Bir şarkı bağıracak adam
Yağmurun altında
Şimşek çakacak ortalık kararacak
Yalnızlığın küçük adam modelini
Açılan bir kapı çekecek içine
Ve orada asılacak yalnızlık
Güzellik makamında bir nota adına!
3 Ekim 99
Notaların rüzgarıyla savaşarak yürüyoruz
Önce ‘do’ çarpıyor yüzüme
Dost acısı ritminde
Bir yerlerden: belki gözlerimden
Veya söylenildiği gibi gökyüzünden
Seyrediyor beni
Ve bir ‘si’ süzülüyor yanağımdan
Piyanonun ‘la’ tuşuna düşüyor.
Evsiz çocukların sesini duyuyorum
Yağmurun evlerden dışlanması gibi…
Yalnızlığın küçük ‘fa’ faslından
Büyük bir yıkıma uzanıyor şehir
Şehrimin insanını tanıyamıyorum
Yalnızlığımızın kör kuyusuna mı düştü
‘sol anahtarı’…
Paylaştıklarımızın kapalı kapısını
Ancak ‘re’nin kancası aralayacak:
Bir şarkı bağıracak adam
Yağmurun altında
Şimşek çakacak ortalık kararacak
Yalnızlığın küçük adam modelini
Açılan bir kapı çekecek içine
Ve orada asılacak yalnızlık
Güzellik makamında bir nota adına!
3 Ekim 99
2 Kasım 2010
TANIK
Oğlum
Ben tanık oldum,
Bu şiir de tanık olsun sana
Beş yaşında ve seksen yaşında da:
Yaşamın Neşesi Senin Sesinde,
Heyecanı Senin Bedeninde hayat bulur!
Oğlum!
Bu şiir tanık olsun sana
Beş yaşında ve seksen yaşında da:
Yaşamın Coşkusu her an parıldamakta
Gözlerinden içeride, gözlerinden etrafa!
Ben tanık oldum,
Bu şiir de tanık olsun sana
Beş yaşında ve seksen yaşında da:
Yaşamın Neşesi Senin Sesinde,
Heyecanı Senin Bedeninde hayat bulur!
Oğlum!
Bu şiir tanık olsun sana
Beş yaşında ve seksen yaşında da:
Yaşamın Coşkusu her an parıldamakta
Gözlerinden içeride, gözlerinden etrafa!
02.11.2010
26 Ekim 2010
Şiirin İşi
Nice güzelim dostlar
“Şiir ile işim olmaz” diyorlar…
Oysa benim
Şiir peşimden koşar
Kimi zaman tenimi
Kimi zaman yüreğimi
Kanatır ve akar!
Belli ki
Herkese uymuyor
Şiirin oltası
Bir benim gibi balıkları
Tutuveriyor kancası…
26.10.2010
“Şiir ile işim olmaz” diyorlar…
Oysa benim
Şiir peşimden koşar
Kimi zaman tenimi
Kimi zaman yüreğimi
Kanatır ve akar!
Belli ki
Herkese uymuyor
Şiirin oltası
Bir benim gibi balıkları
Tutuveriyor kancası…
26.10.2010
21 Ekim 2010
Davet
Ey Hayat!
Baş döndürücü yaldız kaleminden
Şiir şiir damıtılmak varken
Neden kan damlıyor gönüllerden…
Duygu ve düşünceler çarmıhında
Gerilişimiz, neden?
Ey Hayat!
Her bir can pırıltısını
Güneşe çeviren ayna olmak varken
Ürkek, naif ve kimi zaman hoyrat
Yansımalarımız neden?
Ey Hayat!
Ben damıtsam şimdi Seni…
Her dizede daha parlak,
Bahar gibi yumuşak,
Doğurur musun Şiirimizi…
Yeniden ve hemen şimdi…
21.10.2010
Baş döndürücü yaldız kaleminden
Şiir şiir damıtılmak varken
Neden kan damlıyor gönüllerden…
Duygu ve düşünceler çarmıhında
Gerilişimiz, neden?
Ey Hayat!
Her bir can pırıltısını
Güneşe çeviren ayna olmak varken
Ürkek, naif ve kimi zaman hoyrat
Yansımalarımız neden?
Ey Hayat!
Ben damıtsam şimdi Seni…
Her dizede daha parlak,
Bahar gibi yumuşak,
Doğurur musun Şiirimizi…
Yeniden ve hemen şimdi…
21.10.2010
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)



