20 Aralık 2013

İncinmek değil
Mesele incinebilmek...
Zaman geçtikçe
duyarsızlaşıyor insan
Doğan güneşe
Açan çiçeğe
Kırılan bir kalbe...

19 Aralık 2013

Kozmos ve Ask

Ya görüyorsam seni
Yıldız yıldız haykıran kara sayfa gibi
Ya görüyorsam seni
Güneşin aşkın şiiri gibi...
Ya görüyorsam seni
Tam karşımda
Aşkın kendi gibi
Nasıl yaparım söyle
Sevgisiz geçen günde gecede...


10 Aralık 2013

Sessiz Şarkı



Yıldız yıldız kelimeler
Kozmos'u anlatamaz...
Sustu Şair
Şiir sustu
Aşk şarkısını
Kendi söyler oldu...
Sus ve dinle...

29 Ağustos 2013

I'M PEACE


Peace - our cosmic rule

Peace - our heart rule

Peace - our nature

How can we feel it

at any moment...




28 Ağustos 2013

Barış Yaşamın Doğası



Doğa öğretiyor barışı
Kozmostaki sonsuz döngü öğretiyor
Ve kalp atışından bedene yayılan ritim öğretiyor...

Barış yaşamın doğası!

ah insanlığın kaderini yönlendirenler
Doğanızı hissettirmenin yolu var mı...

16 Ağustos 2013

Bilim Sevgiyi Keşfediyor!


Doğuda ona ‘Bhakti’ diyorlar!
Her şeye yürekten bakıyorlar
Bütünlüğü, Birliği görüp
Her varlığı seviyorlar.

Ve batıda Kuantum Fiziğinde
Yürekleri kabartan bir şey fark ediyorlar:
Kozmos atomun içinde
Atom Kozmosun içinde: Hepsi Bir, her şey Bir!

Biliyorlar mı ki buna
Doğuda ‘Bhakti’ diyorlar!
Ve işte belki de
Bilim sevgiyi keşfediyor.

15 Temmuz 2013

It's like a Mexico wave
From Turkey to Brazil
In 2013
We are all dreaming together
to live in a peaceful world...
Hey universe!
Listen to us!
We want to live free
As you teach us...

İnsanlığın Sevgi Meşalesi

İsmimiz ne olsa da
Anne diye çağırırlar bizi
Belki bundandır
Gezinin acılı ana yüreklerinde atar kalbimiz
birlikte ağlarız orada ve birlikte susarız
dinleriz evreni
bir umut seslerini duyarız diye...

Ey Anne! Ey Kadın!
Binlerce yıllık insanlık tarihine inat
Yakabilir miyiz İnsanlığın Sevgi Meşalesini?
Başarabilir miyiz tam şimdi?

Öyle harlı ateşi olur ki aydınlatır yeri göğü
Değil savaşa, kimse cesaret edemez onun ışığında kine, öfkeye...
Kimse cesaret edemez barışın güzelliğini gölgelemeye
Sıçrayan korlar bile coşkuyla yanar durur kararmaz asla...

Söyle Anne!
Hatırlatabilir miyiz her ırktan, her dinden, her dilden çocuklarımıza,
Birinin diğerinden ayrı olmadığını
Herkesin Dünya Annenin yavruları olduğunu...

Yakabilir miyiz İnsanlığın Sevgi Meşalesini!
Artık zamanı gelmedi mi!


25 Mart 2013

Tagore'dan




Çöl kuşu olan kalbim, semalarını gözlerinde buldu.
Onlar sabahın beşiğidir, onlar yıldızların hükümdarlığıdır.
Onların derinliklerinde şarkılarım kaybolur.
O semalarda, o ıssız sonsuzluk içinde, bırak ne olur, kanat açıp yükseleyim.
Bırak ne olur, bulutlarını yarıp, güneşinin ışığında kanat açayım.

R.Tagore

8 Mart 2013

Hayalimce Varım



“ama hayaller
koklanamıyor,
duyulamıyor,
görülemiyor,
tadılamıyor,
dokunulamıyor tanrıçam.”
“Ya hayalleri sevmeyi denesek
Coşup kabarmaz mı yürekten
Duyuların ötesinden
Damla damla 
dünyaya...”

15 Şubat 2013

Rhythmic Attraction


I'm here to love
To embrace all beauty
If i could not cover all
my heart beat with all...

Ben O'yum


Ben sevmeye geldim bu gezegene
Hepsini almaya içime
Almak mümkün olamazsa
Evren ile yek olup bütünleşmeye...

28 Aralık 2012

ANKA ve Uzaylı Kaplumbağanın Hikayeleri


Seana ve Ejderha Uçurtması


Anka uzay gemisi ve Uzaylı Kaplumbağa bulutlar arasında süzülürken aynı zamanda şakalaşıp gökyüzüne dolu dolu kahkahalar fırlatıyorlardı. Bu eğlenceli hallerini gören kuşlar Anka’nın etrafında uçuşuyor ve onlara coşkulu ötüşlerle eşlik ediyorlardı.

Birden yanlarında diğerlerinden farklı görünen bir kuş belirdi. Kartala benzeyen bu kuş çok büyük olduğu için diğer bütün kuşların ürküp kaçışmasına neden oldu.

Uzaylı Kaplumbağa biraz daha dikkatli bakınca kuş görünümlü bu şeyin ipin ucuna takılı bir uçurtma olduğunu farketti. Anka ile birlikte ipi takip etmeye başladılar. Bir süre sonra yemyeşil kırların ortasında onlarca çocuğun beraberce uçurtmalar uçurduğunu gördüler. Çocuklardan biri koşarak ve heyecan içinde bağırarak kendilerine doğru geliyordu. Saçları rüzgarda dalgalanarak koşan bu kişi Seana idi!

Birbirlerini ne de çok özlemişlerdi... Seana ve Uzaylı Kaplumbağa sımsıkı kucaklaştılar.

Seana göklerde süzülen rengarenk uçurtmaları göstererek “Bak Uzaylı Kaplumbağa, biz uçurtma uçuruyoruz. Ne kadar güzel değil mi?” dedi.

“Harikasınız, ne güzel uçurtmalar yapmışsınız siz böyle!” diye yanıtladı Uzaylı Kaplumbağa.

Bir anda şaşırıverdi Seana, “Ama bunları biz yapmadık ki... Herkes kendi uçurtmasını kırtasiyeden veya oyuncakçıdan satın aldı.”

Uzaylı Kaplumbağanın yüzündeki gülümseme kocaman bir gülücüğe dönüştü: “Bir fikrim var Seana, hadi sizlerle birlikte uçurtmalar yapalım.”

“Ama ben hiç uçurtma yapmadım ki...” dedi, sesi umutsuzca çıkmıştı.

Üzülüp telaşlanmaya başlayan Seana’ya karşılık Uzaylı Kaplumbağa daha heyecanlı bir gülümseme ile bakıyordu dostunun gözlerine...

“Daha önce yapmış olman gerekmiyor, hayal etmen yeter Seana’cım. Hayal edebildiğin herşeyi başarabilirsin!”

Dostunun bu söylemi karşısında Seana çok sevindi ve coşkuyla bağırdı: “Haydi o zaman, yapalım!”

Bütün çocuklar toplandılar, Uzaylı Kaplumbağa Anka’dan çıkardığı uçurtma çıtaları ile rengarenk kağıtları ve ipleri çocuklara dağıttı. Önce renkli kağıdın uçurtma çıtası üzerine nasıl kaplanacağını anlattı. Sonra kuyruğu uçurtmanın arkasına takmanın denge için ne kadar önemli olduğunu uzun uzun ve detaylı detaylı açıkladı. En sonunda da iplerin uçurtmanın hangi noktalarına bağlanmasının uygun olacağını gösterdi.

Sonra da “Haydi çocuklar, şimdi uçurtmalarınızı hayal edin! Kim ne hayal ederse onu yapıyoruz!” diye haykırdı. Çocuklar zıplayıp sevinç çığlıkları attılar. Küçük bir kız çocuğu Uzaylı Kaplumbağanın yanına geldi ve uğurböceği şeklinde uçurtma yapmak istediğini söyledi. Birlikte kıpkırmızı renkli kağıttan kocaman bir gövde kestiler. Siyah ve büyük benekleri uğur böceğinin üzerine birbir yapıştırdılar. Önüne iki minik anten takıp bir de kuyruğu yapıştırınca çok sevimli bir uğur böceği ortaya çıktı. Küçük kız çok heyecanlandı, uçurtmaya ipleri de bağladıktan sonra ipinden tutarak hızla koşmaya başladı. Uğur böceği uçurtması, yüzünde sevimli gülümseme ile göklerde özgürce dolaşmaya başladı.

Diğer çocuklar da Uzaylı Kaplumbağa’nın yardımıyla uçurtmalar yaptılar. Uğurböceğinin yanısıra, uçak, martı, kaz, köpekbalığı, denizanası, araba, kelebek, gemi şeklinde çeşit çeşit ve rengarenk uçurtmalar yapmayı öğrendiler. Uçurtmasını tamamlayan her çocuk arkadaşları gibi çılgınca koşmaya başlıyor ve aynı zamanda uçurtması da gökyüzündeki renk cümbüşüne katılıyordu.

Sıra Seana’ya geldiğinde, Uzaylı Kaplumbağa nasıl bir uçurtma hayal ettiğini ona da sordu. Seana “Ejderha uçurtması!” deyince her ikisi de çok heyecanlandılar. Öncelikle iri başına göre minicik dişleri olan yeşil bir ejderha yapıp bunu çıtanın üzerine gerdiler. Seana tırtıklı kuyruğu yapmak için kağıdı makasla keserken iyice sabırsızlanmaya başlamıştı. Kuyruğunu takıp ipi de bağlayarak uçurtmayı tamamladılar. Seana sevinçle “Yaşasın! Hayal ettiğim ejderhayı birlikte yaptığımız için çok mutluyum! Çok teşekkür ederim.” Deyip kaplumbağanın boynuna sarıldı. Bir yandan da elindeki uçurtmayı heyecanla sallıyordu.

İşte tam o anda uçurtma elinden kaçıverdi ve ejderha uçurtması büyük bir hızla uçup bulutların arasında kayboluverdi. Seana çılgınca ağlamaya başladı, o kadar emek verdiği uçurtma bir anda parmaklarının arasından kayıp gidivermişti.

Uzaylı Kaplumbağa çevik bir hareketle Anka uzay gemisine bindi ve uçurtmaya doğru uçtu. Rüzgar olduğu için hızla sürüklenen uçurtmanın peşinden gitmek oldukça uzun zaman aldı. Uzaylı Kaplumbağa Seana’nın hala ağladığını düşünüp üzüldü. Bu düşüncenin etkisiyle Anka’nın hızını artırınca, ejderha uçurtmasını yakalamayı da başardılar.

Uçurtmayı yakalayıp Seana’nın olduğu yere geri döndüklerinde onu, kalan malzemelerden yeni bir ejderha uçurtması yaparken buldular. Uçurtmayı çabucak tamamlayıp Uzaylı Kaplumbağaya uzattı.

Uzaylı Kaplumbağa şaşkınlıkla Seana’ya baktı, çok teşekkür etti. Seana ”Anka’ya ve sana güvenim sonsuz Uzaylı Kaplumbağacım. Sizi uçurtmaya doğru uçarken gördüğümde, ejderhayı bana getireceğinize çok emindim. Hemen ağlamaktan vazgeçtim ve ben de size bir sürpriz hazırlayarak teşekkür etmek istedim!”
Seana ve Uzaylı Kaplumbağa Anka’ya bindiler. Ejderhalarını önce göklere, sonra da yıldızlara doğru  uçururken kahkahaları güneşi bile gülümsetiyordu.